Berk
New member
Örneğin bir hükmün teknik olarak nasıl formüle edildiğini incelemek başka bir şeydir; o hükmün aile ilişkilerini, ekonomik davranışları veya toplumsal sorumlulukları nasıl şekillendirdiğini araştırmak başka bir şey.
Bu ikinci yaklaşım “duygusal” olmak zorunda da değil. Toplumsal tarih, hukuk tarihi veya sosyoloji açısından yapılan incelemeler son derece sistematik ve veri temelli olabilir.
Nitekim el-Vikâye üzerine yapılan modern akademik çalışmaların yalnızca metnin kendisine değil, şerh ve hâşiye geleneğine de odaklanması eserin sonraki dönemlerde nasıl okunduğunu anlamak açısından önemli. Marmara Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, Şerhu’l-Vikâye çevresinde oluşan hâşiyelerden çok sayıda örnek bulunduğunu ve bunların fıkıh tarihinin yanı sıra hukuk ve sosyal bilimler açısından da araştırma malzemesi sunduğunu belirtiyor. Marmara Open Access
Duygular Gerçekten Objektifliğin Karşıtı mı?
Bence konunun en ilginç tartışma noktalarından biri burası.
Karar verme araştırmalarında duygu ile analiz birbirinin basit karşıtı olarak görülmüyor. Paul Slovic ve çalışma arkadaşlarının araştırmaları, insanların risk değerlendirmesinde hem “analitik” hem de “duygusal/sezgisel” süreçlerden yararlandığını gösteriyor. Buna “affect heuristic” yani duygulanımsal kestirme adı veriliyor. PubMed+1
Daha sonraki araştırmalar da insanların risk ve fayda değerlendirmelerinde duygusal tepkilerden yararlanabildiğini, bunun bilişsel yetenekler ve bağlamla ilişkili olduğunu ortaya koyuyor. PubMed Central (PMC)+1
Buradan el-Vikâye açısından çıkarılabilecek önemli sonuç şu: Bir kişinin metne karşı duyduğu ilgi, rahatsızlık, yakınlık veya mesafe, onun bütün analizini otomatik olarak “bilim dışı” hâle getirmez. Aynı şekilde sayısal veriler kullanmak da tek başına tarafsızlık garantisi değildir.
Mesela iki kişi aynı tarihî hükmü okuyabilir. Biri metnin hukukî tutarlılığıyla ilgilenirken diğeri aynı hükmün farklı toplumsal gruplardaki sonuçlarını sorgulayabilir. Her iki soru da meşru olabilir; asıl mesele cevapların hangi kaynaklara dayandırıldığıdır.
Kadın ve Erkek Okumaları Arasında Gerçekten Fark Var mı?
Varsa bile bunu “erkekler şöyle, kadınlar böyle” şeklinde sabitlemek yerine bireysel örneklerle düşünmek daha sağlıklı.
Bir erkek hukuk öğrencisi el-Vikâyenin Osmanlı hukuk düşüncesindeki yerini incelerken kişisel olarak toplumsal etkilerle de ilgilenebilir. Bir kadın akademisyen ise metnin Arapça terminolojisini, kaynak zincirini ve farklı nüshalarını son derece teknik bir yöntemle inceleyebilir.
Başka bir kadın okuyucu için eserin aile hukuku bölümleri kişisel veya toplumsal deneyimler nedeniyle özellikle dikkat çekici olabilir. Başka bir erkek okuyucu ise aynı bölümlerdeki kavramları yalnızca hukuk tarihi açısından değerlendirebilir.
Bu örnekler bize cinsiyet kategorisinin tek başına açıklayıcı olmadığını gösteriyor.
Hatta “duygusal okuma” dediğimiz şeyin kendisi de her zaman zayıflık anlamına gelmiyor. Bir metnin insanlar üzerindeki gerçek etkisini anlamaya çalışmak, tarih ve sosyal bilimlerde araştırmanın önemli bir parçası olabilir.
Aynı şekilde “veri odaklılık” da her zaman kusursuz değildir. Hangi verinin seçildiği, neyin ölçüldüğü ve hangi soruların araştırma dışında bırakıldığı da sonucu etkiler.
El-Vikâye ile El-Hidâye Arasındaki Temel Fark
Konuyu toparlamak için iki eseri ayırmak özellikle önemli.
El-Hidâye, Burhâneddin el-Mergīnânî tarafından kaleme alınmış geniş ve etkili bir Hanefî fıkıh eseridir. El-Vikâye ise Burhânüşşerîa tarafından el-Hidâyedeki meselelerden hareketle hazırlanmış daha özlü bir metindir. TDV, el-Vikâyenin özellikle el-Hidâyedeki meseleleri seçerek özetlediğini, dolayısıyla onun delillerini bütünüyle aktaran bir eser olmadığını vurgular. TDV İslâm Ansiklopedisi
Bu fark aslında “el-Vikâye ne demek?” sorusunun neden tek cümleyle cevaplanamayacağını gösteriyor.
Kelime olarak “koruma/sakınma” demek.
Terim olarak Hanefî fıkhının önemli bir metninin adıdır.
Tarih açısından ise İslâm hukukunun öğretim ve yorum geleneğinde yüzyıllar boyunca etkili olmuş bir eseri ifade eder.
Bugün El-Vikâye Nasıl Okunmalı?
Bugün bu eseri okuyan birinin üç farklı katmanı birbirinden ayırması faydalı olabilir:
Birinci katman: Dil.
“Vikâye”nin kökeni ve “koruma, sakınma” anlamı.
İkinci katman: Fıkıh.
Eserin Hanefî hukukundaki yeri, el-Hidâye ile ilişkisi ve meseleleri nasıl özetlediği.
Üçüncü katman: Tarih ve toplum.
Metnin medrese eğitimindeki yeri, Osmanlı hukuk kültüründeki etkisi ve sonraki şerh-hâşiye geleneği.
Bu üç katman birbirinden koparıldığında eksik bir tablo çıkıyor. Sadece sözlüğe bakarsak eserin tarihsel önemini kaçırıyoruz. Sadece hukuk metni olarak bakarsak kelimenin anlam katmanını ihmal ediyoruz. Sadece toplumsal etkileri tartışıp metnin teknik yapısını görmezden gelirsek de akademik zemini zayıflatmış oluyoruz.
Forumda Asıl Tartışılması Gereken Soru Ne?
Bence el-Vikâye hakkında en verimli tartışma “kim daha objektif okur, erkekler mi kadınlar mı?” sorusundan ziyade “Bir klasik hukuk metnini anlamak için hangi bakış açılarını birlikte kullanmalıyız?” sorusu üzerinden yürütülebilir.
Bir kişi metnin teknik doğruluğuna yoğunlaşabilir.
Bir başkası tarihsel bağlamını araştırabilir.
Bir diğeri metnin toplumdaki yansımalarını merak edebilir.
Başka biri ise kelimenin dil tarihine odaklanabilir.
Bunların hepsinin aynı kişide bulunması da mümkün.
Üstelik araştırmaların ortaya koyduğu cinsiyet benzerlikleri dikkate alındığında, analitik düşünmeyi erkeklere, duygusal veya toplumsal duyarlılığı kadınlara ait özellikler gibi sunmak yerine bireylerin farklı düşünme biçimlerini incelemek daha sağlam bir yaklaşım görünüyor. PubMed+1
Sizce el-Vikâyeyi anlamada hangisi daha belirleyici: kelimenin “koruma” anlamı mı, Hanefî fıkhındaki teknik konumu mu, yoksa eserin yüzyıllar boyunca toplum ve eğitim üzerindeki etkisi mi?
Bir başka soru da şu: Klasik bir fıkıh metnini değerlendirirken metnin kendi dönemindeki şartlarıyla mı, bugünün toplumsal ölçütleriyle mi, yoksa ikisini karşılaştırarak mı okumalıyız?
Ve belki en ilginç soru: Bir eseri hem kaynakları, metin yapısı ve tarihsel verileriyle objektif biçimde inceleyip hem de insanların hayatındaki etkilerini hesaba katmak mümkün mü?
Bence el-Vikâye örneği, tam da bu iki yaklaşımın birbirinin alternatifi olmak zorunda olmadığını gösteren güzel bir örnek.
Kaynaklar ve Güvenilir Başvuru Noktaları
1. Murtaza Bedir, “Vikâyetü’r-Rivâye”, TDV İslâm Ansiklopedisi. Eserin müellifi, Hanefî literatüründeki yeri, el-Hidâye ile ilişkisi ve sonraki etkileri için temel başvuru kaynağıdır. TDV İslâm Ansiklopedisi
2. Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, “Hicrî VII. Yüzyıl Hanefî Fakihlerinden Burhânüşşerîa’nın Vikâye Adlı Eseri”. Eserin şekil, muhteva ve Hanefî literatüründeki konumunu akademik olarak inceler. DergiPark
3. Abdylmejit Sahetmammedov & Recep Cici, “El-Vikâye, Fıkhu’l-Keydânî ve El-Mukaddime Adlı Eserlerin Karşılaştırılması: Namaz Örneği”, İslam Hukuku Araştırmaları Dergisi, 2017. DergiPark
4. Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı katalogları, Vikâyetü’r-Rivâye fî Mesâili’l-Hidâye yazmaları. YEK Portal
5. Janet Shibley Hyde, “The Gender Similarities Hypothesis”, American Psychologist, 2005. 46 meta-analizin değerlendirilmesi üzerinden kadınlar ve erkekler arasındaki psikolojik benzerlikleri ve bağlama göre değişen farklılıkları ele alır. PubMed+1
6. Paul Slovic ve arkadaşları, “Affect, Risk, and Decision Making”, Health Psychology, 2005. Duyguların risk değerlendirmesi ve karar verme süreçlerindeki rolünü inceler. PubMed
Bu ikinci yaklaşım “duygusal” olmak zorunda da değil. Toplumsal tarih, hukuk tarihi veya sosyoloji açısından yapılan incelemeler son derece sistematik ve veri temelli olabilir.
Nitekim el-Vikâye üzerine yapılan modern akademik çalışmaların yalnızca metnin kendisine değil, şerh ve hâşiye geleneğine de odaklanması eserin sonraki dönemlerde nasıl okunduğunu anlamak açısından önemli. Marmara Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, Şerhu’l-Vikâye çevresinde oluşan hâşiyelerden çok sayıda örnek bulunduğunu ve bunların fıkıh tarihinin yanı sıra hukuk ve sosyal bilimler açısından da araştırma malzemesi sunduğunu belirtiyor. Marmara Open Access
Duygular Gerçekten Objektifliğin Karşıtı mı?
Bence konunun en ilginç tartışma noktalarından biri burası.
Karar verme araştırmalarında duygu ile analiz birbirinin basit karşıtı olarak görülmüyor. Paul Slovic ve çalışma arkadaşlarının araştırmaları, insanların risk değerlendirmesinde hem “analitik” hem de “duygusal/sezgisel” süreçlerden yararlandığını gösteriyor. Buna “affect heuristic” yani duygulanımsal kestirme adı veriliyor. PubMed+1
Daha sonraki araştırmalar da insanların risk ve fayda değerlendirmelerinde duygusal tepkilerden yararlanabildiğini, bunun bilişsel yetenekler ve bağlamla ilişkili olduğunu ortaya koyuyor. PubMed Central (PMC)+1
Buradan el-Vikâye açısından çıkarılabilecek önemli sonuç şu: Bir kişinin metne karşı duyduğu ilgi, rahatsızlık, yakınlık veya mesafe, onun bütün analizini otomatik olarak “bilim dışı” hâle getirmez. Aynı şekilde sayısal veriler kullanmak da tek başına tarafsızlık garantisi değildir.
Mesela iki kişi aynı tarihî hükmü okuyabilir. Biri metnin hukukî tutarlılığıyla ilgilenirken diğeri aynı hükmün farklı toplumsal gruplardaki sonuçlarını sorgulayabilir. Her iki soru da meşru olabilir; asıl mesele cevapların hangi kaynaklara dayandırıldığıdır.
Kadın ve Erkek Okumaları Arasında Gerçekten Fark Var mı?
Varsa bile bunu “erkekler şöyle, kadınlar böyle” şeklinde sabitlemek yerine bireysel örneklerle düşünmek daha sağlıklı.
Bir erkek hukuk öğrencisi el-Vikâyenin Osmanlı hukuk düşüncesindeki yerini incelerken kişisel olarak toplumsal etkilerle de ilgilenebilir. Bir kadın akademisyen ise metnin Arapça terminolojisini, kaynak zincirini ve farklı nüshalarını son derece teknik bir yöntemle inceleyebilir.
Başka bir kadın okuyucu için eserin aile hukuku bölümleri kişisel veya toplumsal deneyimler nedeniyle özellikle dikkat çekici olabilir. Başka bir erkek okuyucu ise aynı bölümlerdeki kavramları yalnızca hukuk tarihi açısından değerlendirebilir.
Bu örnekler bize cinsiyet kategorisinin tek başına açıklayıcı olmadığını gösteriyor.
Hatta “duygusal okuma” dediğimiz şeyin kendisi de her zaman zayıflık anlamına gelmiyor. Bir metnin insanlar üzerindeki gerçek etkisini anlamaya çalışmak, tarih ve sosyal bilimlerde araştırmanın önemli bir parçası olabilir.
Aynı şekilde “veri odaklılık” da her zaman kusursuz değildir. Hangi verinin seçildiği, neyin ölçüldüğü ve hangi soruların araştırma dışında bırakıldığı da sonucu etkiler.
El-Vikâye ile El-Hidâye Arasındaki Temel Fark
Konuyu toparlamak için iki eseri ayırmak özellikle önemli.
El-Hidâye, Burhâneddin el-Mergīnânî tarafından kaleme alınmış geniş ve etkili bir Hanefî fıkıh eseridir. El-Vikâye ise Burhânüşşerîa tarafından el-Hidâyedeki meselelerden hareketle hazırlanmış daha özlü bir metindir. TDV, el-Vikâyenin özellikle el-Hidâyedeki meseleleri seçerek özetlediğini, dolayısıyla onun delillerini bütünüyle aktaran bir eser olmadığını vurgular. TDV İslâm Ansiklopedisi
Bu fark aslında “el-Vikâye ne demek?” sorusunun neden tek cümleyle cevaplanamayacağını gösteriyor.
Kelime olarak “koruma/sakınma” demek.
Terim olarak Hanefî fıkhının önemli bir metninin adıdır.
Tarih açısından ise İslâm hukukunun öğretim ve yorum geleneğinde yüzyıllar boyunca etkili olmuş bir eseri ifade eder.
Bugün El-Vikâye Nasıl Okunmalı?
Bugün bu eseri okuyan birinin üç farklı katmanı birbirinden ayırması faydalı olabilir:
Birinci katman: Dil.
“Vikâye”nin kökeni ve “koruma, sakınma” anlamı.
İkinci katman: Fıkıh.
Eserin Hanefî hukukundaki yeri, el-Hidâye ile ilişkisi ve meseleleri nasıl özetlediği.
Üçüncü katman: Tarih ve toplum.
Metnin medrese eğitimindeki yeri, Osmanlı hukuk kültüründeki etkisi ve sonraki şerh-hâşiye geleneği.
Bu üç katman birbirinden koparıldığında eksik bir tablo çıkıyor. Sadece sözlüğe bakarsak eserin tarihsel önemini kaçırıyoruz. Sadece hukuk metni olarak bakarsak kelimenin anlam katmanını ihmal ediyoruz. Sadece toplumsal etkileri tartışıp metnin teknik yapısını görmezden gelirsek de akademik zemini zayıflatmış oluyoruz.
Forumda Asıl Tartışılması Gereken Soru Ne?
Bence el-Vikâye hakkında en verimli tartışma “kim daha objektif okur, erkekler mi kadınlar mı?” sorusundan ziyade “Bir klasik hukuk metnini anlamak için hangi bakış açılarını birlikte kullanmalıyız?” sorusu üzerinden yürütülebilir.
Bir kişi metnin teknik doğruluğuna yoğunlaşabilir.
Bir başkası tarihsel bağlamını araştırabilir.
Bir diğeri metnin toplumdaki yansımalarını merak edebilir.
Başka biri ise kelimenin dil tarihine odaklanabilir.
Bunların hepsinin aynı kişide bulunması da mümkün.
Üstelik araştırmaların ortaya koyduğu cinsiyet benzerlikleri dikkate alındığında, analitik düşünmeyi erkeklere, duygusal veya toplumsal duyarlılığı kadınlara ait özellikler gibi sunmak yerine bireylerin farklı düşünme biçimlerini incelemek daha sağlam bir yaklaşım görünüyor. PubMed+1
Sizce el-Vikâyeyi anlamada hangisi daha belirleyici: kelimenin “koruma” anlamı mı, Hanefî fıkhındaki teknik konumu mu, yoksa eserin yüzyıllar boyunca toplum ve eğitim üzerindeki etkisi mi?
Bir başka soru da şu: Klasik bir fıkıh metnini değerlendirirken metnin kendi dönemindeki şartlarıyla mı, bugünün toplumsal ölçütleriyle mi, yoksa ikisini karşılaştırarak mı okumalıyız?
Ve belki en ilginç soru: Bir eseri hem kaynakları, metin yapısı ve tarihsel verileriyle objektif biçimde inceleyip hem de insanların hayatındaki etkilerini hesaba katmak mümkün mü?
Bence el-Vikâye örneği, tam da bu iki yaklaşımın birbirinin alternatifi olmak zorunda olmadığını gösteren güzel bir örnek.
Kaynaklar ve Güvenilir Başvuru Noktaları
1. Murtaza Bedir, “Vikâyetü’r-Rivâye”, TDV İslâm Ansiklopedisi. Eserin müellifi, Hanefî literatüründeki yeri, el-Hidâye ile ilişkisi ve sonraki etkileri için temel başvuru kaynağıdır. TDV İslâm Ansiklopedisi
2. Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, “Hicrî VII. Yüzyıl Hanefî Fakihlerinden Burhânüşşerîa’nın Vikâye Adlı Eseri”. Eserin şekil, muhteva ve Hanefî literatüründeki konumunu akademik olarak inceler. DergiPark
3. Abdylmejit Sahetmammedov & Recep Cici, “El-Vikâye, Fıkhu’l-Keydânî ve El-Mukaddime Adlı Eserlerin Karşılaştırılması: Namaz Örneği”, İslam Hukuku Araştırmaları Dergisi, 2017. DergiPark
4. Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı katalogları, Vikâyetü’r-Rivâye fî Mesâili’l-Hidâye yazmaları. YEK Portal
5. Janet Shibley Hyde, “The Gender Similarities Hypothesis”, American Psychologist, 2005. 46 meta-analizin değerlendirilmesi üzerinden kadınlar ve erkekler arasındaki psikolojik benzerlikleri ve bağlama göre değişen farklılıkları ele alır. PubMed+1
6. Paul Slovic ve arkadaşları, “Affect, Risk, and Decision Making”, Health Psychology, 2005. Duyguların risk değerlendirmesi ve karar verme süreçlerindeki rolünü inceler. PubMed